20090730

Karpuz Seçmek

Eve herhangi bir meyva getirmek ile karpuz getirmek arasında çok fark vardır nedense. Çünkü karpuz seçme diye bir olay var bizde. Belki başka milletlerde de vardır bu geyik bilemiyorum, ama buradaki kadar enteresan olmaz herhalde. Kavun da bu kategoriye giriyor aslında ama ben karpuz üzerinden gideceğim.

Eskiden manavlarda şimdi süpermarketlerde karpuz mevsimi değil karpuz seçme mevsimi başlar. Tabi manavlar varken daha eğlenceliydi, hala kamyonetle dolaşan karpuz kavuncularda bu eğlence devam ediyor. Kendi malı ve satmak zorunda olduğu için manav dil döker babaya, o da ben çok bilirim, beni kandıramazsın edasıyla davranır. Süpermarketlerde çalışanlar zaten maaşlı, adam duruyor başında pek atraksiyon olmuyor.

Karpuz seçilir, eve gelinir. Yemekler bittikten sonra, sıcak yaz günü, o sihirli cümleyi kurar baba. Hanım getir de şu karpuzu bi yiyelim. Karpuz iyi de çıksa kötü de çıksa o akşamın ana konusu belirlenmiştir artık. Hele evde fırlama bir kayınço veya yeğen varsa ve karpuz kötü çıkarsa babanın üzerine gidilir. O da bunu gurur meselesi yapıp karşılık vermeye çalışır.

Peki neden karpuz seçmek? Nasıl bir önemi vardır bu olayın? Şöyle, karpuz büyük, öyle diğer meyveler gibi ufak tefek değil bir ağırlığı var-ele geliyor-. Karpuz'un kalitesi ve doyuruculuğu tamamen seçene bağlı. Peki neden evin reisi denilen baba en çok önem veriyor buna? Burada genlerimize işleyen bazı durumlar giriyor devreye. Eski çağlarda er kişi avlanarak ailesini beslemek zorundaydı. Ava çıkar, ne olacağı belli değildir, 100 kiloluk bir hayvan da avlayabilir, ufak bir hayvan da. Kocaman bir büyükbaş hayvan yakalamak bir reis için hayattaki en büyük gurur kaynağıdır. Görüntüsünde bile bir gösteriş vardır. Ama günümüzde bu gösteriş yok, market torbaları ile gösteriş olmaz. İşte karpuz mevsimi geldiğinde, evin reisi erkek kişisinin içine işlemiş bu güdü ortaya çıkıyor, ve bunu gurur meselesi haline getiriyor. Bu güdüyü de tarihin başka zaman dilimlerinde görebiliriz. Sanırım insanoğlunun tamamen modernleşmesi(kendi deyimiyle) için sadece teknoloji, yasalar, bir kalıba girmeye çalışmak veya başarmak yeterli değil. Biz insanız ama ondan önce hayvanız ve güdülerimizin de değişmesi lazım. Bu da çok ama çok uzun bir süre demek.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Güzel yazıydi teşekkürler:D